Kozanogulları, Antitoroslar da denilen Kozandagi'nda, yaklaşık iki yüzyıl derebeylik süren, kimi zaman komşu dere beylerle, kimi zaman devletle çelişkiye düsen, dahası savaşan bir oymaktır. Kozan-Kozandağı Kozanogulları gibi ezgilerle türkülerde duyulan Kozandağı, Çukurova'nın kuzeyini kapsayan adı gibi dağlık bir yöredir.
Ormanlık da olan yörenin bütüne yakın yerleşikleri Varsaklardir. Çok dağlı, çok vadili olusu nedeniyle, "kuz" denilen, güneş görmeyen gölgelik yerleri de çoktur. Yörede araştırmalar yapan folklorcu Ali Rıza Yalman, "kuz" un, Farsça çoğul eki "an" la birleşerek "Kuzan" adini aldığı görüsünde Prof. Faruk Sümer de görüsüne katılmaktadır. Yöreli olarak biz de katılıyoruz.Çocukluğumuzdaki yaşlılardan duyduğumuz da hep "Kuzan", "Kuzanoglu" biçimindeydi. Ancak, 1928 yazı değişiminde "o", "ö", "u", "ü" sesleri veren Arapça'nın "vavi", "o" ile geçirildiğinden, Kuzan, Kozan oldu. Biz de Kozan demeye, Kozan yazmaya başladık. Kozan, simdi bir ilçe merkezidir. 30 Aralık 1923 öncesindeki adi "Sis"ti. Ondan 58 yıl önce 1865'te Fırka-i İslahiye, Kozan sancağının merkezi edince, Kozan'la ilk ilişkisi kuruldu. Anılan 30 Aralık 1923'te, İl Genel Meclisi'nin, Sis adini Kozan'a dönüştürmesi, ayni yıl Kozan ilinin de kurulması ile, Sis adi unutulur oldu, yerini Kozan aldı. Böylece Kozan, dağdan ovaya indi.
Kozanogullari Cevdet Paşa'nın, söylentilere ilişkin saptamalarına göre, Kozanogulları Gaziantep'in Kozan köyünden geliyor, Arıklı Varsaklarmin kedhüdasi oluyorlar. Yerli olmayanların yerlilere kedhüda olması oldukça güçtür. Bu nedenle, "Kuzan" görüsüne katıldığımızı yineliyor, Kozanoğlu adinin yöreden alındığını savunuyoruz. Oymağın torunlarından Abdurrahman Münir Kozanoğlu ise, Kozanogulları adli broşüründe, "koson" sözcüğünün aşınarak "kozan"lastigim belirtiyor . Bu görüş, kanımızca "s" ile ikinci "vav"in değiştirilmesine dayanıyor. Zorlanarak "s", "z", ikinci vav da "a" ediliyor. "Koson" da zorlamalarla "Kozan'lastiriliyor. Oysa, "Koson"un doğrusu "Kusun" dur. Kusun adli bir oymak da vardır. Devlet arşivlerinde Kozanogullari adi ancak 17. Yüzyıl sonralarında görülüyor. İkinci Süleyman, 1690 Avusturya savaşında, yardim istediği oymaklar arasına Kozanogullarini da katıyor. Daha önce görülmeyişi güçsüzlüklerini kanıtlıyor. Buna karşın, Abdurrahman Münir Kozanoğlu, anılan broşüründe dönemin ünlü ozanı Karacaoglan'in, Kozanogullari'ndan korkarak Van'a kaçtığını yazıyor. Oymağının, önceleri de güçlü olduğunu belirtmek istiyor. Gerçekte ise, ondan 18 yıl sonra bile güçsüzlükleri görülüyor. Üçüncü Ahmet, 1708'de "Saki" suçlaması ile, ağalarını Niğde kalesine hapsettiriyor.
Güçlü
dönemleri, Büyük Yusuf Ağanın 18. Yüzyıl sonralarında oymağın başına
geçmesi ile başlıyor. 1778'de başlayan bu gelişme 1865'e dek sürüyor. Bu
süre , yaklaşık bir insan yaşamı olması yanında, Emevi
devletinin yaşamına da denk sayılır. Ancak, güçlenince Kozandagi ile
yetinmiyorlar. Çukurova'ya açılıyorlar. Imamoglu ilçesi, Anavarza Kalesi,
Ama devlet de bos durmuyor. Uzlaşık olduğu Çapanoğullarını üzerlerine saldırtıyor. 1783'te, Kozanogulları'nın Belenköy merkezi yakınlarındaki çarpışmada Çapanoğulları yeniliyor. Çapanoğullarının yenilgisi, gerçekte destekçileri devletin de yenilgisi oluyor. Her olayı kendilerine özgü dizelerle anlatan ozanlar, bunu da;
dizeleriyle anlatıyor. 1817'de derebeyliği iki oğluna bölüştüren Büyük Yusuf Ağa, merkezi Belenköy olan Bati Kozan'ı büyük oğlu Sari Ali' ye, merkezi Gürlesen olan Doğu Kozan'ı küçüğü Samur'a veriyor. Bölünüşten yararlanmak isteyen devlet, Belenköy'ü sancak merkezi, Sari Ali'yi de o zamanki adi ile kaymakam edip, sancak yöneticiliğine atayarak Ankara'ya bağlıyor. Ürleşen yakınlarındaki yerleşenleri hep Ermeni olan eski adi Hacın, şimdiki adi Saimbeyli'yi ilçe merkezi, Samur Ağayı da o zamanki adıyla "müdür" edip, ilçe yöneticiliğine atayarak Maraş sancağına bağlıyor. Böylece, bir yandan daha da bölerek güçlerini azaltıyor, bir yandan da bütün halkı Ermeni olan Saimbeyli'ye Türkleri de yerleştirmeyi amaçlıyor. Ancak, amacının sonuncusu gerçekleşiyor. Saimbeyli'ye Türkler de yerleşiyor. İslam Mahallesi kuruluyor. Hıristiyanlıktan dönenler de oraya taşınıyorlar.
"İstanbul'a indi ünü beylerin" dizesi ile "Necip Pasa çifte çeksin tuğların" dizesi, Osmanlıların Çapanogullarma desteğini tartışılmaz ediyor. Çapanoğullarının basarisi devletin de basarisi olacaktı, tersi oldu. Basari gene Kozanogullari ile yandaşı Avsarlar'da kaldı. Dörtlüklerde adları geçenler de hep Avsar'dir. Kozanogullari'nin böylesine güçlü dönemlerinde, Bati Kozan'da San Ali Ağa'nın oğlu Mehmet, babasını yayla çadırında asarak öldürdü, yerine ağa oldu. Ama, Ağalıktan çok "Çadırcı Mehmet" sanı ile anıldı. Ağabeyini öldürdüğü için yeğeni Mehmet'le bozuşan Samur Ağa, o dönemde Çukurova'yı yönetiminde bulunduran Mısırlı İbrahim Paşaya, yeğenini Ağalıktan düşürürse, bütün Kozanı kendisine bırakacağını bildirdi. Samur Ağanın isteğini isleme koyan İbrahim Pasa, Arap askerlerinden kurulu bir birliği Çadırcı üzerine yolladı. Atların kişnemesi, nallarının sakırdamasıyla yollarda korku saçan İbrahim Paşa birlikleri, Çadırcı Mehmet'i korkutamadı. Dağ savaşlarının ustası Varsaklar önünde beklemedikleri yenilgiyi alarak, gerisingeri kaçtılar. İlk yenilgiyi de Çadirci'nin Varsaklar'indan aldılar . Yenilgileri, Kozanogullari ile anlaşamayan Osmanlıları da sevindirdi. Kozanoğlu yenilgisini sindiremeyen İbrahim Paşa ise, 1835'te Menemencioglu Ahmet Bey komutasında üç tümenlik birlik gönderdi. Menemencioglu Ahmet Beyin yazdığına göre , Mansurlu dolaylarındaki çarpışmada Çadırcı birlikleri yenildi. Sonuca sevinen İbrahim Pasa, yanına gelen Samur Ağanın oğlu Mehmet'e, "Menemencioglu, Kozanin bir ucundan girdi, bir ucundan çıktı" diye övündü. Bu olaylı günlerde Kozandagi'na gelen, Samur Ağanın da konuğu olan Fransız Hititoglu Charles Texier (Sari Teksiye), Samur Ağanın konukseverliğini överken, "Yöreyi Mısırlıya sattı." diyerek de, eleştiriyor . Dönemde çok hanımlılık modaydi. Kozanoğlu erkekleri de çok hanımlıydılar. Çok hanımlı olmasına karsın çocuksuz ölen Çadırcı Mehmet'in yerine, kardeşi Ömer, Ağa oldu. Ömer Ağanın Çadırcıya göre yumuşak olduğuna ilişkin kanıya Batılılar katılmıyorlar. Bunlardan Avustralyalı botanik bilgini Dr. Kotsch (Koçi), Adana'da Hasanpasaoglu Abdülmennan Beyden aldığı mektupla Belenköy'e geliyor. Ömer Ağa'yı, öldürttüğü altı kişinin başında sert konuşmalar yaparken buluyor. Korkarak bir çınar ağacının altında bekliyor. Ömer Ağa dışında kırk kişi daha sayıyor. Kırk bir kişiden mektubu okuyan çıkmıyor. Çevirmenle konuşmak zorunda kalan Ömer Ağa, durumu öğrenince, "gidebilirsiniz" diyor. Dr. Kotschy ile çevirmeni korka korka Maraş yolculuğuna çıkıyorlar .
Varsagilari gibi argolari ile esprileri de ünlüdür. Kozanogullari da o kültürde bulunuyor. Daglik olusu, avciliga özendirdiginden, aticiliklari gelisiyor. Savaslardaki basarilari da aticiliklarindan kaynaklaniyor. Esprileri arasinda, "Daglar issiz kalmasin diye, yaratilmisiz" sözleri çok duyulur. Bir baska duyulan da, "Hallac-i Mansur geldiginde su daglari hep atacak" diyene, "Hokka dagini da atacak mi?" diye, sorulur. "Atacak" yanitina, "Çok kiris kirar" denilir . Kozandagi'nin halki gibi Kozanogullari'nin da çogu günleri dagda belde geçiyordu. Onlar da avciydilar. Böyle bir gün geçiren Küçük Yusuf Aga ile kardesi Haci, Saimbeyli'nin Kalesekisi baglarinda karsilasirlar. Bir mese fidani keserek karsilikli çekismege baslarlar. Çekise çekise elleri kizarir, tuttuklari yerdeki fidan kabuklari soyulur. Yenisemeyeceklerini anlayarak birakmak zorunda kalirlar . Iste bu nitelikteki kisiler yörede etkili bir derebeylik kurarak, halki sürekli korku içinde bulundurdular. Hangisi oldugu kesin bilinmiyor. Siradan kisiler birbirleriyle konusurken, biri, "Bey de ölür battal da ölür. iki esekli abdal da ölür. Allah büyüktür, gün gelir Kozanoglu da........" deyince, Kozanoglu'nu çadir önünde görür. Ölür sözünü söyleyemez. Ama Kozanoglu zorlayinca, öncekileri yineleyerek, "Kozanoglu'da isterse ölür diyecektim, Agam" çarpitmasi ile kurtulur . Birinde de, Kozanogullari kendi aralarinda yol, su, dag, bel konusmalari yaparken, gene halktan biri, "Çepelce'nin suyu da iyi" deyiverir. Çepelce Imamoglu deresinin kaynagidir. Konusma yeri Belenköy'se, 80, Gürlesen'se, 100 km'nin üzerindedir. Kozanoglu, bu sözü söyleyene, "Destiyi al Çepelce'den su getir." der. Yola koyulan destili, ovaya indiginde, "Nereye gidiyorsun? "diyene, "Kozandagi'nda bir bok yedim. Çepelce'de agzimi yikamaya gidiyorum." yanitini verir. Bu cezalandirma, Agalarin konusmasina karisilamayacagi anlaminda yorumlaniyor . Kozanogullarimn öteki derebeylerinden bir ayriligi da, onlarda, oymak yöneticisine "bey" denirken, Kozanogullari'nda "Aga" deniliyor. "Bey" sani, torunlarla yegenler için kullaniliyor. Buyruklarinda çalisanlara "Dutma-tutma" diyorlar. Kapali ekonomiyi yürütüyorlar, alisverislerini takasla yapiyorlardi. Para kullandiklari sanilmiyor .Firka-i islahiye komutanlarindan Kurt Ismail Pasa, Kozanogullari'ni kusatma amaci ile Tufanbeyli'nin Doganbeyli köyü yakinlarina konuslandiginda, askerinin yiyecegini yakinindaki degirmenden sagliyor. Aldiklarina karsilik vermek istedigi parayi, degirmen sahibi, para kullanmadigi için, almak istemiyor. Ama, Kurt Ismail Pasa, zorla veriyor. Kimseye de parasiz verme, diyor. Böylece, Firka-i islahiye, Kozandagi'na yalniz devlet otoritesini degil, parayi da getirmis oluyor. Durum bu iken, günümüz politikacilarindan biri, dedesi için, "Benim dedem, Kozanogullari'nin Maliye Naziri'ydi" diyebiliyor. Para kullanilmayan bir yerde Maliye Bakanligi olamayacagini, duyanlarin degerlendirdiklerini saniyoruz. Gene söylüyoruz. Kozanogullari'nin "naziri" degil "dutmalari" vardi.
Yusuf Agayi
yakalatip öldürülmesine neden oldugu için, Metli Hasan'a, köylüsü
Himmetli'liler, bugün bile küfür etmektedirler . Dogu Kozan'da
Yusuf Aga, bu aci sona ugrarken, Bati Kozan'da cinayetle evlilik yapan
Ahmet Aga, görevlendirildigi Kütahya mutasarrifligini bir süre sonra
birakti. Istanbul'a tasindi. Sonuçsuz Son Girisimi "Pasa" ligi birakip
Istanbul'a çekilen Ahmet Aga, 1877 Rus savasim bagitlayan Yesilköy
Antlasmasi (Ayastefanos Muahadesi) sonrasinda Istanbul'dan Anadolu'ya
baslatilan göçe karismak istedi. Keklik avlayacak bir yer diledi.
Savas paniginden yararlanarak, biraktigi Kozan kültürüne geri dönmek,
agaligini yeniden kurmak amacindaydi. Kozandagi kendisine yasak
oldugundan Konya verildi. O da, Konya kamuflesi ile Kozandagi
yolculuguna çikti. Yolda topladigi yandaslara, Kozandagi'nin etkili
kisileri de katildi. Kozan Tabur Agasi Gençoglanoglu Ahmet Aga, Sis
Zaptiye Komutani Vezir Aga, Sis Müftüsü Halil Efendi ile Kardesi Mustafa
Efendi (Senliklerden), Eski müftünün oglu Abdullah Efendi,
Çeliklerden Seyh Ali Efendi, Tavsanoglu kardesler, Saimbeyli Müftüsü
Mehmet Tevfik Efendi, Sihh (Develi) dan Müderris Ali Riza Efendi,
Kadirli'li Karamüftüoglu Hazim Efendi, Sirkintili Karafakioglu, Ali Riza
Efendi katilanlar arasindadir.Bu katilimlarla simdiki Kozan Baraji
alaninda açilan savasta devlet birliklerinin komutani Akif Pasaya
yenildiler. Ahmet Aga, yakalanip yargilanarak Libya'ya, yandaslari da
Rumeli'ye sürüldüler. Bu olay da agita döküldü. Birkaç dörtlügünü
sunuyoruz .
Kozandaglilarin dil özgünlügü bugün bile sürüyor. Yüzyilin baslarinda "En güzel en ince bize" diye, yayginlastirilmak istenen Istanbul Türkçe'sine yüzyilin sonunda bile uyum saglayamamis bulunuyor. Ana, baba, amca, dayi gibi adlar, Himmetli dolaylarinda anacik, babacik, emmicik, dayicik biçiminde söyleniyor. "Babaciktan biz gorkarmisik, degirmende döve döve öldüreceklerdi" diye bir de espirileri duyuluyor. Kötün dolaylarinda basörtüsüne "keten" deniliyor. Keten, Karacaoglan'm dizelerinde de görülüyor. "Bu kez" Çaralan'larm dilinde "Bugaz", denli, iki "e" ile "deenli" oluyor. Ekilecek tohuma "biter" den bozma "bider" deniliyor. Anasi ile babasi ayri soydan ya da ayri dinden olanlara "çandir" adi veriliyor. Arapça'nin "tipkisi" ile "ayni"si onlarin dilinde "cikla" dir. "Çikla babasi gibi" sözleri çok duyulur. Farsça'nin köftesi, özellikle çig yada mercimekli olani "siknian"dir. Sikilarak yapildigi için isleviyle uyumludur. Damat ya da güvey yerine "özne" denir. Dügünlerde "Övelim özne beyi" türküleri söylenir. Pencerenin adi "taka", vadinin adi "kisik"tir. Koyun sürüsüne "yoz" inek sürüsüne "sürek" denir. Örnek daha çok ama, süre yok. Ayrintisini almak isteyenler, Çetin Yegenoglu'nun Kozanca adli kitabini inceleyebilirler. KAYNAK DIZINI 1-Ahmet Refik, Anadolu'da Türk Asiretleri. 2-Cevdet Pasa, Tezakir 21-29. Belgelisi. 3-Bela Bartök, Küçük Asya Türk Halk Musikisi. 4-Ener, Kasim; Tarih Boyuncu Adana Ovasina Bir Bakis. 5-Abdurahman Münir Kozanoglu, Kozanogullan. 6-Menemencioglu Ahmet Bey Defteri. 7-Özdemir, Ahmet; Avsarlar ve Dadaloglu. 8-Texier Charles; Küçük Asya. 9-Yalman, Ali Riza; Cenupta Türkmen Oymaklari 2 10-Yegenoglu, Çetin; Kozanca. 11-Belleten. KAYNAK KISILER 1-Akçali, Ömer 2-Atilgan, Halil 3-Boratav, Prof Pertev Naili 4-Yazicioglu, Mahir 5-Yildirim, Lutfi
|
||||||||||||||||||||||
|
Domain/Website : Mehmet Kozanoğlu |
||||||||||||||||||||||